Ana Sayfa Yazılar Genel
Genel

Mikroinvaziv Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi

Blog'a Dön

Mikroinvaziv Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi

Mikroinvaziv rahim ağzı kanseri, kanser hücrelerinin bazal membranı geçerek serviks stromasına invazyon gösterdiği ancak invazyonun henüz çok sınırlı olduğu erken evre serviks kanserini ifade eder. Bu aşama önemlidir; çünkü doğru seçilmiş hastalarda daha geniş radikal ameliyatlara gerek kalmadan tedavi mümkün olabilir.

Günümüzde mikroinvaziv hastalığın değerlendirilmesinde yalnızca “kanser var” bilgisi yeterli değildir. İnvazyon derinliği, lenfovasküler alan invazyonu (LVSI), cerrahi sınırlar, histolojik tip ve konizasyon materyalinin yeterliliği birlikte değerlendirilmelidir.

Evre IA1 Rahim Ağzı Kanseri Nedir?

Evre IA1 hastalıkta stromal invazyon derinliği 3 mm veya daha azdır.

Bu kadar küçük bir invazyon çoğu zaman gözle veya görüntüleme yöntemleriyle saptanamaz. Tanının doğru konulabilmesi için dokunun mikroskop altında değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle mikroinvaziv kanser şüphesinde LEEP veya özellikle uygun şekilde yapılmış konizasyon materyalinin patolojik değerlendirmesi son derece önemlidir.

Patolog yalnızca kanser tanısını değil; invazyon derinliğini, LVSI varlığını ve eksizyon sınırlarını da değerlendirmelidir.

Evre IA2 Rahim Ağzı Kanseri Nedir?

Evre IA2'de stromal invazyon 3 mm'den fazla, 5 mm veya daha azdır.

IA1 ile IA2 arasındaki birkaç milimetrelik fark küçük görünse de klinik olarak önemlidir. Çünkü stromal invazyon arttıkça lenf nodu metastazı riski de dikkate alınmalı ve tedavinin kapsamı buna göre planlanmalıdır.

Bu nedenle patoloji raporunda yalnızca “mikroinvaziv skuamöz hücreli karsinom” yazması yeterli değildir. İnvazyonun milimetre olarak derinliği açık biçimde belirtilmelidir.

Mikroinvaziv Kanserde Konizasyon Yeterli Olabilir mi?

Evet. Uygun seçilmiş bazı hastalarda konizasyon hem tanısal hem de tedavi edici olabilir.

Özellikle Evre IA1 hastalıkta, fertilitesini korumak isteyen bir kadında konizasyon materyalinin yeterli olması, tüm invaziv odağın değerlendirilmiş olması ve cerrahi sınırların uygun olması halinde rahmin alınmadan korunması mümkün olabilir.

Ancak burada önemli nokta, “küçük kanser = mutlaka yalnız konizasyon” şeklinde otomatik bir yaklaşım benimsememektir.

Patoloji preparatının ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir.

LVSI Neden Önemlidir?

Lenfovasküler alan invazyonu (LVSI), tümör hücrelerinin lenfatik veya vasküler alanlarda görülmesini ifade eder.

LVSI varlığı evreyi tek başına değiştirmese de mikroinvaziv serviks kanserinde lenf nodu metastazı riskinin ve cerrahi yaklaşımın değerlendirilmesi açısından önemlidir.

Dolayısıyla mikroinvaziv kanser raporunda mutlaka görmek istediğimiz bilgilerden biri LVSI durumudur.

Özellikle LVSI saptandığında yalnız serviksteki primer lezyonun tedavisi değil, pelvik lenf nodlarının nasıl değerlendirileceği de gündeme gelir.

Çocuk İsteyen Hastalarda Rahim Korunabilir mi?

Mikroinvaziv serviks kanserinin en önemli özelliklerinden biri, uygun hastalarda fertilite koruyucu tedavi olanağı sağlamasıdır.

Çocuk sahibi olmak isteyen genç bir hastada ilk hedef, onkolojik güvenlikten ödün vermeden uterusun korunup korunamayacağını belirlemektir.

Evre IA1 gibi çok erken hastalıkta uygun koşullar sağlandığında konizasyon yeterli olabilir. Daha yüksek riskli erken evre hastalıkta ise hastanın tümör özelliklerine göre trakelektomi ve lenf nodu değerlendirmesi gibi daha kapsamlı fertilite koruyucu yaklaşımlar düşünülebilir.

Bu nedenle mikroinvaziv kanser tanısı alan genç bir hastada doğrudan histerektomi kararı verilmeden önce jinekolojik onkoloji değerlendirmesi özellikle önemlidir.

Çocuk İsteği Yoksa Histerektomi Yapılır mı?

Fertilite beklentisi bulunmayan uygun mikroinvaziv hastalarda histerektomi tedavi seçeneklerinden biri olabilir.

Ancak ameliyatın kapsamı her hastada aynı değildir.

Çok erken ve düşük riskli hastalıkta daha sınırlı cerrahi yeterli olabilecekken; invazyon derinliği, LVSI, histolojik özellikler veya başka risk faktörleri tedavinin kapsamını değiştirebilir.

Bu nedenle mikroinvaziv kanser tanısının otomatik olarak “radikal histerektomi yapılması gerekir” şeklinde yorumlanması doğru değildir.

Her Mikroinvaziv Kanserde Lenf Nodları Alınır mı?

Hayır.

Lenf nodu değerlendirmesine duyulan ihtiyaç özellikle invazyon derinliği ve LVSI ile ilişkilidir.

Çok düşük riskli IA1 hastalıkta lenf nodu metastazı olasılığı son derece düşük olabilir. Buna karşılık LVSI bulunan veya daha derin stromal invazyon gösteren hastalarda lenf nodlarının değerlendirilmesi daha önemli hale gelir.

Günümüzde uygun erken evre hastalarda sentinel lenf nodu haritalaması da cerrahi planlamanın bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Amaç gereksiz geniş cerrahiden kaçınırken onkolojik güvenliği korumaktır.

Konizasyon Sonucunda Mikroinvaziv Kanser Çıkarsa Ne Yapılmalı?

Bu durum klinikte oldukça önemlidir.

Hasta bazen HPV pozitifliği veya HSIL/CIN3 nedeniyle LEEP ya da konizasyon olur ve beklenmedik şekilde patoloji sonucunda mikroinvaziv karsinom saptanır.

Bu durumda ilk soru hemen “rahim alınacak mı?” olmamalıdır.

Öncelikle patoloji raporunda şu noktalar değerlendirilmelidir: invazyon derinliği, eksizyon sınırları, LVSI, histolojik tip ve materyalin invaziv hastalığın tamamını değerlendirmeye yeterli olup olmadığı.

Gerektiğinde preparatların jinekolojik patoloji konusunda deneyimli bir patolog tarafından ikinci kez değerlendirilmesi tedavi kararından önce yararlı olabilir.

Mikroinvaziv Kanserde Neden İkinci Görüş Önemli?

Mikroinvaziv serviks kanserinde tedavi kararını bazen birkaç milimetrelik invazyon farkı değiştirebilir.

Özellikle başka bir merkezde LEEP veya konizasyon yapılmış ve patoloji sonucunda “mikroinvaziv skuamöz hücreli karsinom”, “IA1 serviks kanseri” veya “IA2 serviks kanseri” ifadelerinden biri yazılmışsa, daha büyük bir ameliyat planlanmadan önce ikinci görüş alınabilir.

Burada temel soru şudur:

“Bu hastada kanseri güvenli şekilde tedavi etmek için gereken en küçük cerrahi nedir?”

Özellikle genç ve çocuk isteği bulunan bir hastada bu sorunun doğru yanıtlanması önemlidir. Gereğinden geniş bir cerrahi fertiliteyi kalıcı olarak ortadan kaldırabilir; yetersiz tedavi ise onkolojik güvenliği tehlikeye atabilir.

İzmir'de mikroinvaziv rahim ağzı kanseri tanısı alan hastalarda LEEP/konizasyon patolojisini, invazyon derinliğini, cerrahi sınırları ve LVSI durumunu birlikte değerlendiriyor; uygun hastalarda fertilite koruyucu cerrahi, konizasyon, trakelektomi, sentinel lenf nodu değerlendirmesi veya gerekli cerrahi tedaviyi hastaya özel planlıyorum.


Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi uzmanı. 17 yıllık hekimlik deneyimi, 45+ akademik yayını ve profesörlük akademik unvanı ile kadın sağlığı alanında öncü çalışmalar yürütmektedir.

Randevu Al