Erken Evre Rahim Ağzı Kanseri: Evre IB ve IIA1 Tedavisi
Erken evre rahim ağzı kanserinde (serviks kanseri) tedavinin amacı hastalığı tamamen ortadan kaldırırken mümkün olduğunca uzun dönem tedavi yan etkilerini azaltmaktır. Tümörün büyüklüğü, vajinal veya parametrial yayılımın bulunup bulunmaması, lenf nodlarının durumu, hastanın genel sağlık durumu ve bazı hastalarda fertilite beklentisi tedavi seçiminde belirleyicidir.
Özellikle FIGO Evre IB ve seçilmiş Evre IIA1 rahim ağzı kanserlerinde cerrahi tedavi, uzun yıllardır temel tedavi seçeneklerinden biridir.
Ancak günümüzde tedavi kararı yalnızca klinik evreye bakılarak verilmez. Görüntüleme yöntemleri, lenf nodlarının durumu ve hastanın ameliyat sonrasında radyoterapi veya kemoradyoterapi gerektirme olasılığı da başlangıçtaki tedavi planına dahil edilmelidir.
FIGO Evre IB Rahim Ağzı Kanseri Nedir?
Evre IB, kanserin servikste sınırlı olduğu ancak stromal invazyonun Evre IA sınırlarını aştığı hastalığı ifade eder.
Güncel FIGO sınıflamasında tümör büyüklüğüne göre:
Evre IB1: Tümör 2 cm'den küçüktür.
Evre IB2: Tümör 2 cm veya daha büyük ancak 4 cm'den küçüktür.
Evre IB3: Tümör 4 cm veya daha büyüktür.
Tümör büyüklüğünün bu şekilde evrelemeye dahil edilmesinin nedeni, serviks kanserinde tümör çapının prognoz ve tedavi seçimi üzerinde önemli etkisinin bulunmasıdır.
Evre IIA1 Rahim Ağzı Kanseri Nedir?
Evre IIA hastalıkta kanser serviksin dışına çıkarak vajinanın üst bölümüne ulaşmıştır ancak parametrial tutulum yoktur.
Tümör büyüklüğü 4 cm'den küçükse:
FIGO Evre IIA1
olarak sınıflandırılır.
Tümör 4 cm veya daha büyük olduğunda ise Evre IIA2 olarak değerlendirilir.
Parametrial tutulumun saptanması durumunda hastalık artık Evre IIA olarak değil, en az Evre IIB kapsamında değerlendirilir.
Erken Evre Rahim Ağzı Kanserinde Ameliyat mı Radyoterapi mi?
Uygun erken evre rahim ağzı kanseri hastalarında hem cerrahi hem de radyoterapi ile yüksek hastalık kontrol oranları sağlanabilir.
Kaynakta özellikle erken Evre IB hastalar radikal histerektomi ve pelvik lenf nodu değerlendirmesi için ideal adaylar olarak tanımlanmaktadır.
Ancak burada önemli olan yalnızca hangi tedavinin kanseri kontrol edebildiği değildir. Hastanın uzun dönemde hangi tedavinin yan etkilerine maruz kalacağı da önemlidir.
Bu nedenle tedavi:
- tümör büyüklüğü,
- histolojik özellikler,
- lenf nodlarının durumu,
- hastanın yaşı ve genel sağlık durumu,
- cerrahiye uygunluk,
- radyoterapi gereksinimi olasılığı
birlikte değerlendirilerek planlanmalıdır.
Cerrahinin Avantajları Nelerdir?
Primer cerrahinin önemli avantajlarından biri tümörün tamamen çıkarılması ve hastalığın patolojik olarak ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine olanak sağlamasıdır.
Ameliyat sonrasında çıkarılan serviks, uterus, parametrial dokular ve gerekli lenf nodları patolog tarafından değerlendirilir.
Böylece:
- gerçek tümör boyutu,
- stromal invazyon,
- parametrial tutulum,
- cerrahi sınırlar,
- lenfovasküler alan invazyonu,
- lenf nodu metastazı
hakkında ayrıntılı bilgi elde edilir.
Bu bilgiler hastanın ameliyat sonrasında ek tedaviye ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesinde son derece değerlidir.
Cerrahi Sonrası Her Hastaya Radyoterapi Gerekir mi?
Hayır.
Cerrahinin önemli amaçlarından biri de uygun hastalarda kanseri cerrahi olarak tedavi ederek radyoterapiden kaçınabilmektir.
Ancak ameliyat sonrası patolojik incelemede belirli risk faktörlerinin bulunması durumunda adjuvan radyoterapi veya kemoradyoterapi gerekebilir.
Bu nedenle başlangıçta cerrahi düşünülen hastalarda ameliyat sonrasında radyoterapi gerektirme olasılığı önceden değerlendirilmelidir.
Çünkü mümkün olduğunda hastanın hem radikal cerrahi hem de pelvik radyoterapinin uzun dönem yan etkilerine birlikte maruz kalmasından kaçınmak amaçlanır.
Radyoterapinin Uzun Dönem Etkileri Neden Önemlidir?
Pelvik radyoterapi oldukça etkili bir kanser tedavisidir. Bununla birlikte uzun dönemde çevredeki normal dokularda bazı değişikliklere neden olabilir.
Kaynakta özellikle:
- mesane,
- ince bağırsak,
- kalın bağırsak,
- vajina
üzerindeki kronik radyasyon etkilerine dikkat çekilmektedir.
Radyasyon sonrası dokularda kanlanma ve iyileşme özelliklerinin değişmesi, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek bazı problemlerin tedavisini de güçleştirebilir.
Bu nedenle erken evrede cerrahi ve radyoterapi arasında seçim yapılırken yalnızca kısa dönem sonuçlar değil, hastanın uzun dönem yaşam kalitesi de dikkate alınmalıdır.
Rahim Ağzı Kanseri Tedavisi Cinsel Yaşamı Etkileyebilir mi?
Hem cerrahi hem de radyoterapi cinsel fonksiyon üzerinde etkili olabilir ancak etkilerinin niteliği farklıdır.
Radikal histerektomi sonrasında vajinada belirli miktarda kısalma meydana gelebilir. Kaynakta ortalama yaklaşık 1,5 cm vajinal kısalma bildirilmektedir.
Buna karşılık radyoterapi sonrasında bazı hastalarda:
- vajinal atrofi,
- fibrozis,
- elastikiyet kaybı,
- vajinal daralma veya stenoz
gelişebilir.
Özellikle eksternal radyoterapi ile brakiterapinin birlikte uygulandığı hastalarda bu etkiler daha belirgin olabilir.
Cinsel fonksiyon kanser tedavisi sonrasında yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır ve tedavi planlanırken hasta ile konuşulması gereken konulardan biridir.
Genç Hastalarda Yumurtalıklar Korunabilir mi?
Uygun premenopozal hastalarda cerrahi tedavinin avantajlarından biri over fonksiyonlarının korunabilmesidir.
Bu durum hastanın doğal hormonal fonksiyonlarının devam etmesine yardımcı olabilir.
Pelvik radyoterapi planlanan genç hastalarda ise yumurtalık fonksiyonlarının korunması daha farklı bir değerlendirme gerektirir.
Dolayısıyla genç bir serviks kanseri hastasında tedavi planı oluşturulurken yalnızca kanser kontrolü değil, hormonal fonksiyonlar ve yaşam kalitesi de göz önünde bulundurulmalıdır.
İleri Yaş Radikal Histerektomiye Engel midir?
Tek başına kronolojik yaş radikal cerrahi için mutlak bir engel değildir.
Kaynakta ileri yaştaki uygun hastalarda radikal cerrahinin morbiditesinin genç hastalardan belirgin şekilde farklı olmadığı belirtilmektedir.
Burada asıl değerlendirilmesi gereken hastanın biyolojik yaşı ve genel sağlık durumudur.
Kalp ve akciğer hastalıkları, performans durumu, kullanılan ilaçlar ve diğer ek hastalıklar birlikte değerlendirilerek cerrahi uygunluğa karar verilmelidir.
Radikal Histerektomi Nedir?
Radikal histerektomi, standart rahim alma ameliyatından daha kapsamlı bir kanser cerrahisidir.
Ameliyatta rahim ve serviksle birlikte hastalığın yayılma riski bulunan çevre dokuların belirli bölümleri çıkarılır. Operasyonun kapsamı tümörün özelliklerine göre belirlenir.
Erken evre rahim ağzı kanserinde cerrahinin bir diğer önemli bileşeni pelvik lenf nodlarının değerlendirilmesidir.
Günümüzde uygun hastalarda lenfatik değerlendirme klasik sistematik lenfadenektominin yanı sıra sentinel lenf nodu haritalaması gibi teknikleri de içerebilir.
Rahim Ağzı Kanserinde Sentinel Lenf Nodu Neden Önemlidir?
Serviks kanserinde tedaviyi belirleyen en önemli prognostik faktörlerden biri lenf nodu metastazıdır.
Sentinel lenf nodu, tümör bölgesinden gelen lenfatik akımın ilk ulaştığı lenf nodudur.
Uygun erken evre hastalarda özel floresan maddeler ve kızılötesi görüntüleme sistemleri kullanılarak sentinel lenf nodları belirlenebilir ve çıkarılarak ayrıntılı patolojik incelemeye gönderilebilir.
Bu yaklaşım bazı hastalarda gereksiz geniş lenf nodu diseksiyonundan kaçınmaya yardımcı olabilir.
Konizasyon Sonrası Radikal Histerektomi Ne Zaman Yapılmalıdır?
Bazı rahim ağzı kanserleri daha önce yapılan LEEP veya konizasyon sonucunda tanı alır.
Bu durumda sık sorulan sorulardan biri şudur:
Konizasyon yapıldıktan sonra radikal histerektomi için beklemek gerekir mi?
Kaynakta bu konunun tartışmalı olduğu belirtilmektedir.
Bazı araştırmacılar konizasyon sonrasında oluşan inflamasyon ve doku reaksiyonunun azalması için yaklaşık 6 hafta beklenmesinin cerrahi morbiditeyi azaltabileceğini öne sürmüştür.
Buna karşılık başka çalışmalar konizasyon ile radikal histerektomi arasındaki sürenin cerrahi komplikasyonları anlamlı biçimde etkilemediğini bildirmiş ve ameliyatın geciktirilmesine gerek olmadığını savunmuştur.
Dolayısıyla bütün hastalar için geçerli tek bir bekleme süresinden söz etmek doğru değildir.
Konizasyon Cerrahi Sınırı Pozitifse Ne Yapılır?
Konizasyon sonucunun değerlendirilmesinde en önemli bilgilerden biri cerrahi sınırların durumudur.
Cerrahi sınırda invaziv kanser veya klinik açıdan önemli rezidüel hastalık şüphesi varsa hastanın tedavisinin gereksiz yere geciktirilmemesi gerekebilir.
Buna karşılık sınırları temiz olan ve acil cerrahi gerektirmeyen hastalarda konizasyon sonrası serviksteki inflamasyonun azalması için belirli bir süre beklenmesi bazı cerrahlar tarafından tercih edilebilir.
Burada karar yalnızca “kaç hafta geçtiğine” göre değil;
- konizasyon patolojisi,
- cerrahi sınırlar,
- rezidüel tümör olasılığı,
- görüntüleme sonuçları,
- planlanan ameliyat
birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Erken Evre Rahim Ağzı Kanserinde Tedavi Kişiye Özel Planlanmalıdır
Aynı FIGO evresindeki iki hastanın tedavisi her zaman tamamen aynı olmayabilir.
Örneğin küçük hacimli bir Evre IB1 tümör ile 4 cm'ye yaklaşan bir Evre IB2 tümörün cerrahi sonrası ek tedavi gerektirme olasılığı aynı değildir.
Bu nedenle tedavinin başlangıcında temel soru yalnızca “Ameliyat yapılabilir mi?” olmamalıdır.
Asıl amaç hastaya en yüksek kanser kontrolünü sağlarken gereksiz kombine tedaviden ve uzun dönem komplikasyonlardan kaçınmaktır.
Bu nedenle erken evre rahim ağzı kanseri tedavisinin jinekolojik onkoloji konusunda deneyimli bir ekip tarafından planlanması önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Evre IB1 rahim ağzı kanseri ameliyatla tedavi edilebilir mi?
Evet. Uygun Evre IB1 hastalarda cerrahi temel tedavi seçeneklerinden biridir. Güncel FIGO sınıflamasında IB1 tümör çapının 2 cm'den küçük olduğu hastalığı ifade eder.
Evre IB2 serviks kanseri nedir?
Tümör servikste sınırlıdır ve çapı 2 cm veya daha büyük ancak 4 cm'den küçüktür.
Evre IB3 serviks kanseri nedir?
Tümörün çapının 4 cm veya daha büyük olduğu servikse sınırlı hastalıktır. Bu grupta tedavi planlaması küçük hacimli IB hastalığından farklı olabilir.
Evre IIA1 serviks kanseri nedir?
Kanser serviksin dışına çıkarak vajinanın üst bölümüne ulaşmıştır ancak parametrial tutulum yoktur ve tümör 4 cm'den küçüktür.
Erken evre rahim ağzı kanserinde ameliyat mı radyoterapi mi daha iyidir?
Her iki yöntem de uygun hastalarda etkili olabilir. Seçim tümörün büyüklüğü, lenf nodları, hastanın genel durumu ve ameliyat sonrasında ek radyoterapi gerektirme ihtimali dikkate alınarak yapılmalıdır.
Radikal histerektomiden sonra mutlaka radyoterapi gerekir mi?
Hayır. Patolojik incelemede belirli risk faktörleri bulunmadığında ek radyoterapi gerekmeyebilir.
Rahim ağzı kanserinde lenf nodları neden değerlendirilir?
Lenf nodu metastazı hastalığın evresini, prognozunu ve sonraki tedaviyi önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle erken evre serviks kanseri cerrahisinin önemli parçalarından biridir.
LEEP veya konizasyon sonrası hemen ameliyat olunabilir mi?
Bazı hastalarda evet. Konizasyon ile radikal cerrahi arasındaki ideal süre konusunda çalışmalar farklı sonuçlar bildirmiştir. Karar cerrahi sınırlar, rezidüel hastalık riski ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir.
Yaşlı hastalar radikal histerektomi olabilir mi?
Kronolojik yaş tek başına engel değildir. Hastanın genel sağlık durumu ve ameliyata uygunluğu daha önemlidir.